Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Çerçevesinde Adli Bilimlerin Önemi
- Özge Ayas

- 13 May 2021
- 1 dakikada okunur

1700’ lerin monarşik krallık yönetimlerinden 1900’ lerde cumhuriyetin hakim olduğu ulus devletlere geçişle birlikte gündeme gelen uluslararası uzlaşı kavramının bir ürünü olan Avrupa Konseyi ve konseyin hazırladığı, evrensel insan haklarını koruyan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Adli Bilimlerin somut adli vakalara etkin bir şekilde uygulanması bakımından son derece önemlidir.
1949’ da kurulan Avrupa Konseyi’ nin kurucu üyeleri arasında yer alan Türkiye, Birleşmiş Milletlerin 10 Aralık 1948’ te onayladığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde yer alan hakları toplu bir şekilde koruma altına almak adına Avrupa Konseyince düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de taraftır. Ülkemiz, 18 Mayıs 1954’ te sözleşmeyi onaylamış, 28 Ocak 1987’ de vatandaşlarımıza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine bireysel başvuru hakkını tanımış ve 28 Ocak 1990’ da ise mahkemenin zorunlu yargı yetkisini kabul etmiştir. 1959 yılında Avrupa Konseyi bünyesinde sözleşmeye taraf devletlerin insan hakları ihlallerini önlemeye yönelik olarak kurulan mahkemenin yargı yetkisini tanımamız ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de taraf devletlerden olmamız nedeni ile yargı sistemimizde görülebilen hatalı soruşturma ve kovuşturmalar bu uluslararası mahkemeye sıkça konu olabilmektedir. Bu nedenle, literatürde bu yöndeki çalışmaların azlığı da görülerek, ülkemizin tazminat yaptırımı ile karşı karşıya kaldığı kararlar Adli Bilimler ışığında çalışmamızda ele alınmıştır.
Anahtar kelimeler: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi, Adli Bilimler, Kriminalistik




Yorumlar